banner-1

Sistemik Lupus Eritematosus

Systemic Lupus Erythematosus Sistemik Lupus Erithematosus polisistemik bir hastalıktır. Rahatsızlıkta birden fazla sistem etkilenir.İskelet sistemi, deri, böbrekler, sinir sistemi başta olmak üzere birçok sistemi etkileyen bir immun sistem hastalığıdır. Kedilerde nadir görülür. Hastalığın nedeni tam olarak belirlenememiş olmasına karşın, genetik faktörler, immun sistem bozuklukları, ilaçlar gibi bazı faktörlere bağlı olarak şekillendiği görüşü ağır basmaktadır. Hastalığın oluşumunda viral etkenlerin de rol oynadığı ve hastalığın başlamasında önemli bir etken olduğu bilinmektedir. Hastalığın oluşumunda, Tip 1 ve Tip 2 olarak adlandırılan iki gen etkindir. Tip 1 geni hastalığa yatkınlık oluşturur, Tip 2 ise hastalığın tipini belirler. Bu iki genin birlikte yaptığı etkiyle sistemik lupus erythematosus başlar. Dolaşım sisteminde antijen antikor kompleklerinin artması veya eritrosit, lökosit ve trombositlere özgün antikorların artışına bağlı olarak immun sistemde şekillenen bozulmalara bağlı olarak bağışıklıkla ilgili yanıtların oluşumunda aksamalar şekillenir. Bu nedenle bağışıklık sistemi gerekli olan düzende çalışamaz ve bir çok farklı otoantikor üretimine neden olur. Bunun sonucunda vücutta pek çok sistem olumsuz etkilenir. Hastalığın klinik olarak görülebilecek ilk bulguları, halsizlik, iştahsızlık, zayıflama gibi diğer immun sistem hastalıklarında görülebilecek genel belirtilerdir. Ancak hastalığın spesifik belirtileri vücudun etkilenen sistemlerine bağlı olarak farklılıklar gösterebilir. Hastalığın seyri sırasında zaman zaman iniş çıkışlar gösteren değişken bir ateş sürekli olarak tespit edilebilir belirtilerden biridir. İskelet ve kas sisteminin etkilendiği durumlarda görülebilecek karakteristik bulgu yürüme bozuklukları ve topallamadır. Eklemlerde şekillenen yangıya (polyarthritis) bağlı olarak zamanla bu belirtiler daha da artabilir. Deri lezyonları çoğunlukla yüz bölgesi, kulak, ayaklarda şekillenir ve dermatitis formundadır. Oluşan lezyonların simetrik oluşu dikkat çekici bir belirtidir. Kedilerde özellikle ağız içinde ülserler ve konjunktivitis şekillenmektedir. Derideki bu lezyonlar bakteriyel bir deri enfeksiyon şeklinde gelişir ancak genellikle antibiyotik tedavisine olumsuz cevap verir. Hastalık genellikle otoimmun hemolitik aneminin gelişmesine neden olur. Sıklıkla görülen bu durumda mukozalarda solgunluk, deride, ağız içi ve diş etlerinde nokta şeklinde kanama odakları şekillenebilir. Zamanla sarılık da şekillenebilmektedir. Böbreklerin etkilendiği durumlarda klinik olarak görülebilen belirgin bulgu kanlı bir idrarın varlığıdır. Çoğunlukla glomerulonefritis şekillenmektedir. Hastalığın yaygın olmayan ancak spesifik belirtileri ise pleuritis (gögüs boşluğunu ve akciğerleri örten zarın yangısı), merkezi ve çevre sinirlerde hasar veya yangı, kalp kası ve kalp zarında yangı ve vücudun tüm kaslarında yangı ve güçsüzlüktür.

Myasthenia Gravis

Myasthenia Gravis Bazı köpek ırklarında, özellikle Jack Russel Terrier, Smooth-haired Fox Terrier, Springer Spaniel gibi ırklarda doğumla beraber şekillenmektedir. Edinsel olarak sinir sistemindeki reseptörlerin yani sinirsel ileti algılayıcıların blokajı veya doğmasal olarak reseptörlerin azlığına bağlı olarak şekillenen sinir ve kas sistemi ile ilgili bir hastalıktır. Reseptörlerin bloke edilmesinde immun sistem tarafından salınan otoantikorların etkin olması nedeniyle de bağışıklık sistemi hastalığı olarakda kabul edilmektedir. Hastalık doğmasal veya sonradan şekillenebilir. Sonradan şekillenen formda, reseptörlerin otoantikorlar tarafından bloke edilerek işlev yapamaması sonucu gelişir. Sinirsel uyarıların iletilmesinden sorumlu olan reseptörlerin bloke edilmesinde etkin rol oynayan otoantikorların timus tarafında salgılandığı görüşü kabul görmektedir. Antikorların reseptörleri bloke etmesi sonucu kaslara gerekli olan sinirsel iletiler ulaşamadığından kasların fonksiyonunu yapamayarak güçsüzleşmesi ve zamanla zayıflaması söz konusudur. Doğmasal formda ise reseptörlerin azlığına bağlı olarak sinirsel iletilerin yeterli alınamaması söz konusudur. Doğmasal forma, Siamese ve Domestic Short-Haired ırkı kedilerde daha sık rastlanır. Edinsel forma ise Abyssinians ve Somali ırkı kedilerde daha sık rastlanır. Kedilerde görülebilecek en belirgin bulgu anormal yürüyüştür. Başlangıçta hafif olan topallama zamanla artış gösterebilir. Vücudun tüm kaslarında zayıflık, titremeler ve buna bağlı bir halsizlik, hareketlerde isteksizlik görülür. Göz kapaklarının kapatılamaması ve boyun kaslarının zayıflığı nedeniyle başın aşağı doğru tutulması gibi kassel belirtiler yanında mide içeriğinin ağıza geri gelmesi ve ses kaybı gibi belirtilerde görülebilir.

Discoid Lupus Erythematosus

Discoid Lupus Erythematosus Kedilerde oldukça nadir görülen bir hastalık olan discoid lupus erytromatosus, burun üzerinde, yüzeysel kanama ve pigment kaybı ile karekterize bir hastalıktır. Hastalığın nedeni tam olarak belirlenmemiştir. Ancak güneş ışınlarının yaptığı hasarlar hastalığın oluşumunu kolaylaştırmaktadır. Discoid lupus erythematosis, immun sistem hastalığı olan sistemik lupus erythematosusun hafif formu olarak değerlendirilmektedir. Genetik faktörler, ilaçlar ve immun sistem bozuklukları hastalığın şekillenmesinde rol alan faktörlerdir. Burunda dermatitis belirtileri ile başlayan ilk lezyonlar hafif bir eritem tarzındadır. Hastalığın ileri dönemlerinde bu lezyonlar ülserleşebileceği gibi doku kayıplarına da neden olabilir. Bu devrede güneş ışınlarının yarattığı hasar çok fazladır ve mümkün olduğunca sakınılmalıdır. Hastalık uygun tedavi yapılmasına karşın inatçı bir seyir izleyebilir ve iyileşme süreci uzun olabilir. Hastalığın karekteristik belirtileri burun üzeri, burun boşluğunda şekillenen eritem, ülser ve pigment kayıplarıdır. Bölgede başlangıçta pullanma ve kabuklanmalar görülebilir. Hastalığın kronikleşmesi durumunda lezyonlu bölgelerde kıl dökülmesi ve doku kayıplı yaralar oluşabilir. Benzer lezyonlar kulak kepçesi, göz çevresi ve ayaklarda da şekillenebilir. Genel ve lokal olarak uygulanan medikal tedavilere çoğunlukla olumlu sonuç alınabilir. Ancak hastalığın diğer deri hastalıklarından ayırımının yapılması gerekir. Tam bir teşhis için özel testlerden yararlanılmalı ve güneş ışınlarından korunmaya dikkat edilmelidir.

Autoimmun Hemolitik Anemi

Autoimmun Hemolitik Anemi (AIHA) Kandaki eritrositlerin yüzeylerindeki antijenlere, eritrositler için toksik etkili antikorların bağlanması sonucu, kan hücrelerinin (eritrositler) yıkımlanması ve buna bağlı olarak kansızlık şekillenmesi olarak tanımlanabilir. Hemolitik anemi, birincil veya herhangi bir hasatalığa bağlı olarak ikincil nedenlerle gelişebilir. Primer olarak şekillenen olaylarda yapısal olarak değişime uğramış eritrositlere karşı vücudun antikor üretmesi söz konusudur. Sekunder nedenlere bağlı olarak gelişen olaylarda ise değişik ilaçlar, bazı hastalıklar ve kimyasal maddelerin etkisi ile değişime uğramış olan eritrositlere karşı antikor üretimi söz konusudur. Her iki şekilde de oluşan antikorların, eritrositleri yıkımlaması sonucu hastalık gelişmektedir. Bazı hastalıkların varlığında bağışıklık sisteminin kendi hücrelerine karşı antikor üretmesi ve buna bağlı olarak da hastalığa neden olması mümkündür. Özellikle kedilerde leucemia ve hemobartonella felis enfeksiyonlarında bu durum söz konusudur. Hamilelik, yaralanmalar, operasyonlar ve bazı enfeksiyonların varlığında hastalığın oluşumu daha kolaydır. Ayrıca herhangi bir hastalık durumu ve stres hastalığın şiddetinin artmasına sebep olabilir. Hastalığın görülme oranında bahar aylarında artış söz konusu olabilir. Hastalığın oluşum mekanizması, eritrositlerin antijen (bağışıklık sistemini uyaran madde) özelliği kazanması ve bağışıklık sisteminin buna karşılık antikor (savunma maddesi) üretmesidir. Bu bazı ilaçların etkisi ile bağışıklık sisteminin uyarılması, immun kompleks şekillenmesi ve otoantikor sürecinin başlaması olarak üç şekilde olabilir. Bazı protein yapısındaki maddeler veya ilaçlar direkt olarak kendileri bağışıklık sistemini uyaramaz ancak vücuda verildiğinde antikorlar ile birleşerek bağışıklık sistemini aktif hale getirebilirler. Hapten olarak adlandırılan bu maddeler vücuda verildiğinde eritrositler ile birleşerek antikor üretimine neden olur. Oluşan antikorlarda eritrositlerin yıkımlanmasına neden olabilir. Bu mekanizma ile şekilenen autoimmun hemolitk anemilerde antikorla kaplanmış olan eritrositler dalak, karaciğer ve kemik iliğinde sisteme ait hücreler tarafından dolaşımdan uzaklaştırılır ve bu hücrelerin içinde yıkımlanır. İkinci mekanizma olan immun kompleksin oluşumunda ise, bazı ilaçların vücuda verildikten sonra antikorlar ile birleşerek kompleks oluşturması söz konusudur. Oluşan bu immun kompleksin eritrositlere bağlanması ve emilmesinden sonra eritrositin yapısı bozulur ve yıkımlanır. Bu şekilde gelişen anemilerde kan dolaşımındaki eritrositlerin yıkımlanması ve anemiye neden olması söz konusudur. Otoantikor sürecin başlaması ile oluşan mekanizmada ise immun globulin denilen ve bağışıklık sisteminin üyeleri olan antikor özelliği taşıyan maddelerin üretiminin sistem tarafından başlatılması söz konusudur. Bu antikorlar eritrositlere bağlanarak yıkımlanmasına neden olur. Klinik olarak ilk gözlenen belirti hareketlilikte azalmadır. Genel bir durgunluk hali vardır. Zamanla depresyon, iştahsızlık ve zayıflama gibi belirtilerde gözlenebilir. Ayrıca mukozalarda solgunluk ve taşikardi (kalp atım sayısında artış) de tespit edilen ilk belirtilerdir. Eğer hastalık damar sistemi dışında şekillenmiş ise yani karaciğer dalak gibi organlarda eritrositlerin yıkımlanması söz konusu ise bu organlarda büyüme şekillenebilir. Ancak hastalık dolaşım sistemindeki eritrositlerin yıkımlanmasına bağlı olarak şekillendiyse ateş, kusma ve ileri durumlarda sarılık gibi belirtiler tespit edilebilir. Bağışıklık sisteminin otoantikor üretiminin artması ile şekillenen anemiler genellikle kulak kuyruk ve burun gibi vücudun az damarlı yani dolaşımın zayıf olduğu bölgelerde siyanoz veya nekroz gibi deri lezyonlarının şekillenmesine neden olabilir. Ayrıca trombosit sayısının azalması söz konusuysa peteşiyel kanamalarda görülebilir. Hastalığın klinik belirtilerinin görülmesi ancak hastalığın ilerlemiş safhalarında olduğundan sistemik olarak check-up amaçlı yapılan kan tahlillerinin erken teşhis yönünden faydası vardır.

Immun Thrombocytopenia (Trombosit Azalması)

Immun Thrombocytopenia (Trombosit Azalması)  cinsiyet, ırk gibi nedenlere bağlı bir yatkınlık söz konusu değildir. Kanda trombosit sayısının azalması olarak tanımlanan hastalık immun sistem bozukluklarına bağlı olarak görülebileceği gibi diğer immun sistem hastalıklarının seyri sırasında da görülebilir. Hastalığın oluşumunda pek çok faktör etken olmakla birlikte dalak, karaciğer ve kemik iliği gibi bağışıklık sisteminde temel işleve sahip organlarda antikor seviyesinin yükselmesi veya kemik iliğinde trombosit üretiminin azalmasına bağlı olarak şekillenmektedir. Bu sistemin bozulmasında, viruse bağlı enfeksiyonlar, bazı ilaçlar ve tümörler etkin rol oynamaktadır. Bağışıklık mekanizması karmaşık dizgiler halinde çalışan bir sistemdir. Bu nedenle trombocytopeni çoğu zaman diğer immun hastalıklarla birlikte gözlenmektedir. Trombosytopeniye ait bulgular görüldüğünde oluşum mekanizması aynı olan ve birlikte görülen otoimmun hemolitik anemiye ait bulgularda araştırılmalıdır. Genellikle klinik belirtilerin görülmeye başladığı ve aneminin ilerlediği durumlarda tespit edilen trombosytopeni durumlarında kanda belirli bir düzeyin altına inmiş olan trombosit sayısının artırılması amacıyla uygulanan medikal tedavilere olumlu cevap alınabilir. Nadir olarak tedavilere olumlu sonuç alınamayan vakalarda dalağın alınması gibi operatif bir yönteme baş vurulabilir. Ancak operasyona rağmen nükslerin görülmesi ve oluşabilecek komplikasyonları nedeniyle pek tercih edilmeyen bir yöntemdir. Klinik olarak gözlenen ilk bulgular zayıflık ve halsizliktir. Trombositler kanın pıhtılaşmasını sağlayan faktörlerin oluşum mekanizmasında etkin rol oynadığından azalması durumunda burun kanaması, deride nokta şeklinde küçük kanama odakları veya idrarın kanlı olması gibi çeşitli kanama belirtileri gözlenebilir. Kanamaların şiddetli olduğu ilerlemiş durumlarda ise, mukozalarda solgunluk, demir eksikliği ve benzer anemi belirtileri de şekillenebilir.

RocketTheme Joomla Templates
.